Вопрос кадию

Ваше имя*

Ваш e-mail*

Текст сообщения*

captcha

×

«Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı.

Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür.

Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür.

Allah bilir, siz bilmezsiniz».(el-Bakara,216)

  • haris_nazariharis_nazari

    Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in âline rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim’e ve İbrahim’in âline rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin. Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in âline bereket ver. İbrahim’e ve İbrahim’in âline verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahib de sensin.

    Bundan sonra;

    Anlaşmazlık ve tartışma olduğu zaman Allah’ın kitabına ve Resûlullah’ın sünnetine başvurulması halinde kitap ve sünnet meseleyi çözüme kavuşturur. İlim ehli alimler, kitap ve sünnete göre hüküm verirler. Dolayısıyla mesele yine alimlere götürülür. Eğer kitap ve sünnetin hükmünde anlaşmazlık meydana gelirse salih, adil ve güvenilir ilim ehli Kur’an ve sünnete göre hüküm verir. İnsanlar tartışma ve anlaşmazlık halinde kitap ve sünnete, yani kendi hayırları için faziletli ve salih gördükleri alimlere başvururlar. Bu, üzerinde ittifak edilen bir durumdur. Lakin anlaşmazlık esnasında uymamız gereken bazı edep kuralları vardır. Ancak anlaşmazlığın daha fazla çözüme ihtiyacı olduğunda güzel bir ahlâk, hayata kolaylık sağlayacaktır.

    Husumet anında haktan ayrılmak, münafıklık alametlerindendir(Nifaktan Allah’a sığınırız). Bundan dolayı takvalı bir mü’min, hak olan bir sözü öfkelenmeden hoşnutlukla söyler. Burada ihtilafa düştüğümüzde uymamız gereken ve edebimizi süsleyen adap kuralları vardır.

    Birinci edep kuralı :

    Allah’a yönelmek ve görüşlerde taassupçuluk yapmamak. Çünkü niyet; Allah’ın hükmünün ne olduğunu bilmek, Allah Teâlâ’ya ibadet etmek, ister hoşlandığım bir durumla sonuçlansın ister hoşlanmadığım bir durumla sonuçlansın Allah’ın rızasını ve âhiret yurdunu istemektir. Çünkü bazen mahkeme ve mahkeme heyetinin verdiği kararı nefsime götürdüğümde hoşuma gitmeyebilir. İşte tam burada Allah’a yönelmek ve görüşünde taassupçuluk yapmamak gerekiyor.Bu önemli bir mesele.

    İkinci edep kuralı :

    Husumet esnasında yumuşak söz söylemek : Kurtubî (r.a.) tefsirinde; ” İnsanlara güzel söz söyleyeceksiniz “ ayeti hakkında şunları zikrediyor: “Onlara güzel söz söyleyiniz ve sizin en güzel şekilde bağışlanmanı­zı istediğiniz gibi siz de onları en güzel şekilde bağışlayınız. Bütün bunlar güzel ahlakın faziletli davranışlarına bir teşviktir. O bakım­dan insanın insanlara yumuşak söz söylemesi, iyiye, kötüye karşı ehl-i sün­net olana da bid’atçi olana da yağcılık yapmaya kaçmaksızın güler yüzlü dav­ranması gerekir. Ayrıca bu gibi kimselere karşı da onun bu sözleriyle bid’atçinin mezhebinden hoşnut olduğunu ifade edecek şekilde konuşmaması da gerekir. Çünkü şanı yüce Allah, Hz. Mûsâ ile Hz. Harun’a: “Ona yumuşak bir söz söyleyiniz” (Tâ-Hâ, 20/44) diye buyurmuştur. O bakımdan başkasına söz söylemek durumunda olan bir kimse bilsin ki Mûsâ ile Harun’dan daha fazi­letli değildir. Karşısındaki günahkâr da Firavn’dan daha kötü ve habis değil­dir. Allah(c.c.) Hz. Mûsâ ile Hz. Harun’a Firavn’a karşı yumuşaklığı emretmiştir.

    Talha b. Ömer der “ki: Ben Ata’ya şöyle dedim: Sen yanında değişik, doğru olmayan görüşlere sahip birtakım insanların toplanıp bir araya geldi­ği bir kimsesin. Ben ise hiddetli bir insanım. Onlara bazen ağır sözler söy­leyebiliyorum. Bana şöyle dedi: Hayır, böyle yapma. Yüce Allah:”İnsanla­ra güzel söz söyleyiniz” diye buyurmaktadır. Bu âyet-i kerimenin kapsamı­na yahudiler ve hristiyanlar girmektedir. Ya hanif dinine mensup olan bir kim­se nasıl girmez?

    Üçüncü edep kuralı :

    Hüsnü zan, karşındakine karşı güzel düşünceler beslemek: Hak haktır, batıl da batıldır. Şu veya bu kişinin davranışları hatalı olabilir fakat özür dileme ihtimalini de düşünmek gerekiyor. Bu önemlidir. Evet, diyelim ki bir kimsenin davranışı doğru değil ve sağlam olmayan yanlış davranışlarda bulunuyor. Bu yüzden zarara düşmemek için tedbirli davranıp güzel düşünmek gerek. Belki de öyle bir anlayışa sahip. Ya da öyle bir kelimenin ve sözün öyle bir sonuç doğurabileceğini beklemiyordu. Bundan dolayı, hata içinde de olsa, yanlış yaptığına karar verilse de hüsnü zan beslenmelidir. Çünkü Müslümanda hüsnü zan olmalıdır.

    Dördüncü edep kuralı:

    Anlaşmazlık durumumda sesi yükseltmemek : Yani, ahlâk ve terbiyeye odaklanmaya ihtiyacın olduğundan dolayı bu yaratılış üzerine kendini eğitmen gerekir. Allah-u Teâlâ ayetinde şöyle diyor: “Yürüyüşünde mütevazı ol, sesini yükseltme! “ devamında ise Allah-u Teâlâ sesini yükseltenlere kötü bir benzetme yapmıştır :

    ” Muhakkak ki seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir. ” dolayısıyla sesi yükseltmek edepsizliktir. Hak, delille, cesaretle ortaya çıkar. Sakinlik ve yumuşaklıkla meseleler çözüme kavuşur. Öfkelenmeye gerek yok! Mümkün olduğunca nefsimizi bu edepler üzerinde terbiye etmek için gayret göstermeliyiz. Bir kere hata yapacaksın, iki kere de hata yapacaksın. Bundan dolayı tedavi ve takibe ihtiyaç vardır. Yani bu edep kurallarına ne ölçüde bağlı kaldığın konusunda kendini takip etmelisin.

    Beşinci edep kuralı :

    Doğru ve muteber kabul edilmiş ihtilaflı konularda birbirimizi onaylamak: Evet, senin yanında muteber olan bir görüşün var. Onun da muteber olan farklı bir görüşü var. Batıl olan bir görüş ortaya koymuyorsun.Çünkü helâl kabul edilmiş bir görüşe sahipsin. Lakin bu görüşün onun görüşünden daha efdal olduğunu düşünüyorsun. Yani itibar edilmiş doğru bir görüş. Dolayısıyla doğru kabul edilmiş ihtilaflı konularda birbirimizi onaylamalıyız.

    İmam Yunus es-Sadafi (rahimehullah) şöyle demiştir: “Eş-Şafii’den daha akıllı olanı görmedim. Bir gün onunla bir meselede tartıştık ve sonra ayrıldık. Sonra bir yerde karşılaştığımızda elimi tutup şöyle dedi:

    “Ey Ebu Musa! Bir meselede anlaşamazsak da kardeşliğimizi sürdüremez miyiz?”

    İmam Zehebi(ra) İmam Şafiî’nin bu tutumu için şöyle diyor: “Bu imamın, görüşlerdeki ihtilafların devam etmesine rağmen aklının ve fıkhının mükemmelliğine delildir. ”

    Ahlâklı davranışlarda bulunmak ve nefsimizi eğitebilmek için bu beş edep kuralına elimizden geldiğince bağlı kalmaya gayret göstermeliyiz. Allah (Subhanallah’u ve Teâlâ) ‘nın bizleri kendisine itaate muvaffak kılmasını ve günahlardan uzaklaştırmasını diliyoruz.

    Es selamu aleykum ve rahmetullah

    Şeyh Hâris en-Nazârî

    Kaynak: Sosyal Medya

    VDagestan

    Другие материалы автора Admin_TR:

    Leave a Reply


     
  • VD Online

  • SON YAZILAR

  • POPÜLER YAZILAR

  • Tags

  • Ваше имя*

    Ваш e-mail*

    Текст сообщения*

    captcha